Cadde Dergisi
En Yeniler RÖPORTAJLAR

Bedeninizdeki Saklı Enerjiyi Aktive Edin…

Biyofrekans terapisi, insan vücudunun bir enerji alanı olduğu ve elektromanyetik dalgalar alıp yayabildiği gerçeğinden yola çıkan ve bozuk frekansları tespit ederek, bedenin geri frekans yolu ile yeniden denge bulmasını sağlayan bir terapi. Tüm dünyada “geleceğin tıbbı” olarak adlandırılan Biyofrekans Terapi ile alerji, kronik hastalıklar, ağrılar, migren, omurga problemleri, menopoz sıkıntıları gibi fiziksel rahatsızlıklar başta olmak üzere depresyon, panik atak gibi psikolojik rahatsızlıklar da giderilebiliyor. Bu terapi ayrıca yorgunluk, atalet, kaygı ve, motivasyon bozukluğu gibi günümüzde pek çok insanın şikayet ettiği ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen durumların giderilmesinde de kullanılıyor.

İlaçsız, Kimyasalsız ve Yan Etkisiz Bir Tedavi

Psikolog Şeniz Doğan

Biyofreakans bir enerji tedavisi olması özelliğiyle tercih ediliyor. Biyofiziksel olarak çalışan sistemde, özel cihazlar aracılığıyla kişinin bedeninden gelen frekans değerleri ölçümlenerek, ihtiyaç görülen noktalara enerjisel rezonansı sağlayacak elektromanyetik frekanslar gönderiliyor. Hiçbir yan etkisi olmayan bu yöntemle ilaçsız, ağrısız ve kalıcı iyileşme sağlanıyor.

“Vücudun doğası elektrikseldir. Doğru koşullar veya uyaranlar sağlandığında kendi kendini iyileştirme yeteneği vardır. Kişinin farkındalığı arttıkça kendi kendini iyileştirecek değişiklikler yapar” Bu sözler uzun yıllardır biyofrekans terapileri alanında çalışan Psikolog Şeniz Doğan’a ait. Aynı zamanda bir Homeopat olan Şeniz Doğan, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Son yıllarda adını çok duyduğumuz terapilerden biri biyofrekans. Bu kadar ününe rağmen yine de tam olarak ne olduğunun pek de bilinmediğini düşünüyorum. Biyofrekans nasıl bir terapi?

Biyofrekans yeni dönem kuantum teknolojinin kullanılarak üretildiği bütüncül bir tedavi yöntemidir. Kişi frekanssal olarak dört düzlemde taranarak bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal durumunu gösteren verilere ulaşılır. Bu veriler kişinin o anki durumunun geniş bir resmini sunar. Bu durumun ortaya çıkmasındaki ana nedenler, geçirilmiş travmalar, hastalıklar, zihinsel düzlem, düşünce örüntüleri, duygu durum ve altındaki tetikleyiciler ve motivasyon kanalları, alerjiler hormonlar vs. gibi hangi düzlemde olursa olsun rahatsızlığın altında saklı yatanları görmemizi ve bu veriler ışığında tedaviyi şekillendirmemizi mümkün kılar. Ayrıca alınan bozulmuş frekansları düzeltmek için geri frekans göndererek sağlıklı frekanssal ayarlamayı yapar.

Bir cihaz aracılığıyla uygulanıyor. Bize bu cihazı ve yeteneklerini anlatabilir misiniz?

Evet kendi küçük ancak marifeti büyük bir cihaz. Bir çeşit müzik aleti gibi düşünün. Cihazın asıl önemli olan kısmı ana matriksi. Bu matrixte multi disipliner olarak sağlıklılık tanımlanmış durumda. O anki durumunun altındaki tüm bedensel zihinsel duygusal ruhsal ve hatta yaşantısal olarak ilişkisel veriler ve birbirleri ile ilgileri hakkında veriler verir. Alerjilerinizden son ayrılığınızda yaşadığınız acıya kadar çok geniş bir aralıkta bilgiye ulaşmak mümkün. Cihaz tanı tedavi ve takipte en büyük yardımcılarımızdan biri.

“Hastalıklar bedensel, zihinsel ya da ruhsal olarak ayrılmaz çünkü hepsi aynı şeydir”

Hangi hastalık ve sorunlarda kullanılıyor?

Baş ağrısından alerjiye, depresyondan kabızlığa, uykusuzluktan şeker, tansiyon, epilepsi, kanser, panik bozukluk vs. gibi hemen hemen her rahatsızlık için kullanılabilmekte. Ancak ben ruh sağlığı alanında çalıştığım için daha çok alanımla ilgili rahatsızlıkları daha sık görmekteyim.

Bedensel hastalıklarda az çok mantığını kavrayabiliyorum ancak ruhsal rahatsızlıklar üzerinde nasıl etki edebiliyor?

Biz bütünsel yaklaşımda rahatsızlıkları duygusal ruhsal fiziksel vs. diye ayırmayız. Aslında hepsi aynı şeydir. Mesela başınız ağrıdığında sadece başınız rahatsızlık duymaz tüm bedeniniz acı çeker değil mi? İşte hangi katmanda olursa olsun rahatsızlık duyduğumuz durumun izi etkisi vardır. Yani duygusal ya da zihinsel düzlemde yaşadığınız bir şey belki o an için hastalık yapmamıştır ve görünür değildir ama mutlaka bedensel bir yerde ifade bulur. Uzun süre bedene tıktığımız şeylerdir bizi hasta eden aslında. Dolayısıyla biz her türlü deneyimin zaten hem bedensel hem duygusal hem zihinsel hem de ruhsal olduğunu kabul ederiz. Ve müdahalelerimiz tüm boyutlara aynı anda olur ve hepsini etkiler.

Bu terapi hangi ruhsal sorunlar üzerinde etkili?

En genel depresyon, panik bozukluk, cinsel işlev bozuklukları, duygu durum bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluklarda, bazı psikotik örüntü ve ataklarda, post travma sürecinde ve daha pek çok durumda destek tedavi olarak kullanılıyor.

Siz bir terapist olarak biraz farklı çalışıyorsunuz, bunu biliyorum. Yaşamda sürekli tıkanıklık yaşadığımız durumlar, karakterimiz olduğunu sandığımız fakat aslında hayatımızı zorlaştıran kişisel hallerimiz ya da ailemizle ilgili ruhsal sıkışıklıklarımız üzerinde de çalışıyorsunuz… Bütün bunlar bir arada nasıl çalışıyor? Birbirileri üzerinde nasıl senkronize bir iyileşme sağlanabiliyor?

Tüm yaralar aslında ilişkisel düzlemde açılır ve ilişkisel düzlemde onarılır. Yani bir bebek olarak dünyaya geldiğinizde yaşadığınız olumsuz deneyimler genellikle ebeveynlerinizin yeterince iyi ebeveynlik yapamamasından sizin için orda ulaşılabilir olamamalarından, ya fazlası ile ihmal ya da fazlası ile ihlal edilmiş olmanızdan açılır. Böylece sürekli ilk referans ilişkilerimiz kendilerini simdi buradaki ilişkilerimizde tezahür ettirir. Tabii ayrıca DNA’ mız ile atalarımızdan aldıklarımız da var. Bizler sadece genetik ve biyolojik bilgiyi değil aynı zamanda atalarımıza ait duygusal zihinsel ve travmatik bilgiyi de DNA geçişi ile taşıyoruz. İşte bütüncül yaklaşım uygulamalarında, bizim bireysel deneyimlerimiz ile oluşan değil taşıdıklarımız ve ilişkisel düzlemde devam ettirdiğimiz ve aslında rahatsızlıklarımızın altında yatan asıl düzlemler örüntüler bağımlılıklar vs üzerinde çalışılır. Patolojiye yol açan ilişkisel düzlem değişmeden iyileşmeyi beklemek sanırım safça olur.

“Beden, onun içine tıkıştırdığınız her şeyi, hastalık olarak dışarı kusar”

Yaptığınız biyofreakans seanslarında homeopatik şekerler de kullanıyorsunuz? Bize biraz da homeopatiden bahsedebilir misiniz?

Evet homeopati benim uyguladığım sistemin ana bacaklarından biri. Homeopatik şekerler sistemin üç düzleminde aynı anda çalışmaktadır. Bedensel, duygusal ve zihinsel. Aynı anda hepsinde bir değişim ve kademeli olarak iyileşme sağlar. Önce organizmanın yaşam gücünü arttırır ve sistemin kendi kendisini tedavisinin önündeki engelleri açar. İçeri bastırdıklarınız gömdükleriniz, aklileştirip pazarlıkla kendinize kabul ettirdikleriniz, derin acılar, üzüntüler korkular kaygılar vs. yani bedene her neyi hapsedip tıktıysanız hepsini bataklığın dibinden dışarı doğru kusturur. Eğer bu yapılmaz ise belli bir zaman sonra işte sistemlerimiz ölümcül hastalıklar geliştiriyorlar. Mesela kanser, alzeihmer, MS gibi.

Homeopati, patolojiyi bir sinyal olarak algılar. Organizma ile rezone olan frekansı taşıyan homeopatik remedy dediğimiz şekerleri verdiğimizde, sistem kendi kendisini kendi gücünü kullanarak onarmaya başlar. Biz de bu onarım sürecinde dışa vurum ve agrevasyon dönemlerinde danışana destek veririz.

Bu iki disiplin birbirini nasıl besliyor ya da tamamlıyor?

Cihazın ana matriksi klasik homeopatiye dayanmakta. Homeopatinin iyileşme ve sağlığa yaklaşımı cihazın çalışma prensibini oluşturuyor. Öncelikle organizmanın yaşam gücünü arttırarak benzer frekansların kullanımı ile bozulmuş rezonans yeniden dengeleniyor. Cihazın matriksi homeopatik yaklaşım ve jargonu kullandığı için cihazın verilerini okumak ve anlamlandırmak için homeopati bilmek gerekli. Böylece kişiyi, organizmasını ve evrenini anlamak ve daha doğru, hızlı, uygun ve ekonomik tedaviyi belirlemek mümkün olabiliyor.

Bahsettiğiniz homeopatik şekerler nedir? Bize ne olduklarını anlatabilir misiniz?

Bunlar aslında doğal maddeler, bitkiler, mineraller, çeşitli dokular veya hayvansal özlerin kendilerine has frekanslarının küçük şekerlere yüklenmiş halidir. Bir çeşit gölge bilgi gibi düşünün tıpkı DNA gibi. DNA yağ asitlerinin oluşturduğu zincire gömülü bize dair her türlü bilgi iken, homeopati bir tek frekansın şekere emdirildiği mesajdır diyebiliriz. Bu yüklenmiş tek frekans yani mesaj bedene girince hücre hafızasında ve DNA’da bir etki yapar. Tıpkı program dosyaları hasar görmüş bir bilgisayar gibi gidip ana matriste yani yazılımda yani DNA matrisinde bozulmuş bilgiyi onarır, bir anlamda resetler. İyileşme de bu şekilde gerçekleşir.

Bu tür tedaviler/terapiler bir yandan bilimselliği olmayan hatta uydurma bilim olarak değerlendiriliyor ama diğer yandan da bir şekilde rağbet görüyor. Sanki insanlar içsel olarak şifa bulabileceklerine ikna oluyorlar gibi… Siz bu disiplinleri nereye oturtuyorsunuz?

Bilim benim için aslında bir hakikati anlama girişimi. Anlamlı ve kıymetli elbette ancak kendi ispatlayamadığı fenomenleri reddetmeye çalışmanın kendisi bilime aykırı. Zira hakikatin tamamını bilmiyoruz. Ayrıca bu uygulamalar da bilimsel çünkü yurtdışında bu tedaviler üniversitelerde okutuluyor ve kürsüleri var. Pek çok Avrupa ülkesinde konvansiyonel tıp gibi genel kabulü var ve sosyal sigortalar karşılıyor. Ne yazık ki bizim ülkemizde ehil kişilerin bu yöntemlere sahip çıkmaması ve dışlaması sebebi ile zaman zaman ehil olmayan bireylerin uygulamaları söz konusu olsa da bu, tedavinin geçersizliği anlamına gelmiyor. Ve inanın eğer insanlar sonuç ve fayda almasalar tedaviye devam etmezler. Çünkü her birey hem duygusal hem de fiziksel yatırım yapıyor tedaviye. Benim için kişinin, kendisi için en iyi ve en doğru olanı seçebilme kabiliyetine sahip. Bize düşen danışana zarar vermeden etik kurallarla sistemi çalıştırmak, hepsi bu.

İlgili Mesajlar

Çocuğun Var mı Kitabın Var!

Dilek Editör

Riskli Gebeliklerde Doğru Takip En Önemlisi…

Dilek Editör

Dünyanın En Güzel Şehri: Dubai

Dilek Editör

2 yorumlar

Yorum Yap